Oral, Murat2024-09-192024-09-1920221308-9633https://doi.org/10.26791/sarkiat.1052142https://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/1123266https://hdl.handle.net/20.500.12483/15857Kur’ân, akla önem vermiş ve insanı, aklını kendisini zarardan alıkoyacak ve kendisine fayda sağlayacak şekilde kullanmasına teşvik etmiştir. Özellikle de Allah’ın kelamının anlaşılması ve açıklanması konusunda akla önemli bir rol vermiştir. Tefsir Tarihi boyunca ise müfessirler, Kur’ân’ın akla yüklediği bu görevi yürütmeye çalışırken kimi zaman ifrata kimi zaman da tefrite kaçmışlardır. Bu çalışmamızda Kur’ân’ın tefsir alanında akla yüklediği görevin tanımının tespit edilmesi amacıyla “akıl” lafzının lüğavî anlamı ile Kur’ân dilinde geçen manası incelenmiş ve iki anlamın arasında bir fark bulunmamakla birlikte Kur’ân’ın daha çok pratik akla önem verdiği görülmüştür. Ardından Kur’ân/vahiy ile akıl ilişkisinden söz edilerek sahih nakil ile sarih aklın birbiriyle uyumlu olduğu belirtilmiştir. Çelişki izlenimi veren durumlarda ise naklin sahih olması hâlinde akla tercih edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak salt akla dayalı tefsirin doğruluk derecesinin ortaya konulması amacıyla ilgili yöntem Kur’ân’ın “akıl” yaklaşımıyla karşılaştırılmıştır. İslam’ın ana esaslarında dahi ulaştığı hatalı sonuçların çokluğu ve sahih nakilleri basit/sarih akla aykırı gerekçelerle reddetmesi sebebiyle söz konusu yöntemin Kur’ân’ın “akıl” yaklaşımına aykırı olduğu belirtilmiştir.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessKUR’ÂN’A GÖRE AKIL VE TEFSIRDEKI ROLÜ BAKIMINDAN AKLIN KUR’ÂN’A ARZIArticle14127930110.26791/sarkiat.10521421123266