Yazar "Oğuz, Orhan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 8 / 8
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Ahmet Hâşim’in “Frankfurt Seyahatnamesi”nde Batı imajı(2012) Oğuz, OrhanAhmet Hâşim, kuvvetli bir nesir yazarı olarak kabul edilmiştir. O, yazılarında siyasî yaklaşım yerine şahsî bakış açısı ve estetiği esas almıştır. Yazar, tedavi amacıyla 1932’de Almanya’nın Frankfurt şehrine gider. Bu seyahatle ilgili gözlem, izlenim ve fikirlerini 1932-1933 arasında çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlar. Bu yazılar, 1933’te yazar tarafından Frankfurt Seyahatnamesi adıyla bir kitapta toplanır. Bu çalışmada, yazarın üzerinde durduğu insan, tabiat, şehir ve mimarî gibi unsurlar ele alınacaktır. Yazarın seyahati boyunca yaptığı tasvir ve tariflerde, Almanya’ya doğru gittikçe bakış açısındaki olumlu işaretler artar. Yazar, Frankfurt’ta mimariden müzeciliğe, yemeklerden ilaçlara, kişilerarası ilişkilerden insana verilen değere kadar değişik konulara odaklanır. Seyahatnamede, gıpta duyulacak olumlu bir Batı imajı çizilir. Yazar, bu imaj aracılığıyla Doğu’ya yönelik hayalini de sunar. Bunun yanında, Batı’ya yönelik her övgünün altında, Doğu’ya yönelik bir eleştiri sezilir.Öğe Geleceğin gölgesinde irade ve kader Halit Ziya Uşaklıgil’in “Ferhunde Kalfa” ile Sadık Hidayet’in “Abci Hanım” hikâyeleri arasında bir karşılaştırma(2017) Oğuz, OrhanBu çalışma, Halit Ziya Uşaklıgil'in "Ferhunde Kalfa" ve Sadık Hidayet'in "Abci Hanım" adlı hikâyelerini karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Türk ve Fars edebiyatlarının modernleşmesinde önemli katkıları olan iki yazarın çevresi, sosyal sınıfı, eğitimi ve edebiyat anlayışı arasında benzerlik vardır. Bu çalışmanın konusu olan hikâyeler, iradesini gerçekleştiremeyen ve geleneksel bir toplumun belirlediği acı kaderi yaşayan iki genç kıza dairdir. Hikâyelerdeki en dikkat çekici ortak nokta, kadının ataerkil düzenin hem mağduru hem temsilcisi olmasıdır. Her iki hikâye, geleneksel değerlere yönelik eleştirel bir bakış üzerinde temellenmiştir. oÖğe Ömer Seyfettin’de siyasî kültürün hicvi(2012) Oğuz, OrhanÖmer Seyfettin (1884-1920), II. Meşrutiyet döneminin öncesinde ve sonrasında Osmanlı toplumunda yaşanan gelişmelere tanıklık etmiştir. Yazar, bu gelişmeler üzerine bir aydın olarak düşünmüş ve bir sanatçı olarak fikirlerini eserlerine yansıtmıştır. Bu çalışmada, Ömer Seyfettin’in Efruz Bey romanının ilk bölümünü oluşturan ve müstakil bir eser olarak da okunabilen “Hürriyete Layık Bir Kahraman” adlı hikâye incelenecektir. Hikâye, dikkate değer bir malzeme sunmaktadır: Türk toplumunun önemli değişim dönemlerinden birini, II. Meşrutiyet’in ilanını konu almakta; saray, Babıâli çevresi, Jön Türk hareketi gibi siyasî çevre ve aktörlere değinmektedir. Yaşadığı dönemin siyasî kültürüne yönelik olarak yazarın birçok konuda eleştiriler yönelttiği görülmektedir. Ömer Seyfettin, bu siyasî kültürü yüzeysellik, kişiye tapma, sahte kahramanlar oluşturma ve yalan üzerinden gerçeği kurgulama gibi kavram ve ifadelerle eleştirmiştir.Öğe Şaire karşı şiir, niyete karşı metin : Attilâ İlhan’ın “Tarz-ı Kadim” şiirinde gelenek(2017) Oğuz, Orhan"tarz-ı kadim" şiiri, Attilâ İlhan'ın 1954 yılında yayımlanan ve ikinci şiir kitabı olan Sisler Bulvarı'nda yer alır. Kitabın 1981 yılındaki 4. baskısının sonuna "Meraklısı İçin Notlar" başlıklı bir bölüm eklenir. Şair, diğer şiir kitaplarında da yer verdiği bu bölümde, şiirlerine dair anekdotlar sunar ve yorumlarda bulunur. Bu bölümde okura verilen bilgiler, şaire ve eserlerine dair yapılan inceleme ve araştırmaları etkileme ve yönlendirme potansiyeline sahiptir. "tarz-ı kadim" şiirine dair not, bu etkiye bir örnektir. İlgili notunda şair, söz konusu şiirde geleneğe karşı saldırgan bir tutum takındığını ve daha sonra geldiği aşama itibariyle bu tutumu artık benimsemediğini belirtir. Attilâ İlhan'ın bu notundaki düşünceler araştırmacılarca da aktarılmıştır. Oysa metne bakıldığında "tarz-ı kadim" şiiri, geleneğe bir saldırı değil, saygı çerçevesinde yapılmış bir itiraz olarak okunabilir. Bu bakımdan yazarın niyeti veya yorumu karşısında metnin anlamı, "intentional fallacy" (niyet yanılgısı) ve "affective fallacy" (duygu yanılgısı) kavramları çerçevesinde irdelenebilirÖğe Yusuf Atılgan’ın hikâyelerinde kasaba(2011) Oğuz, OrhanYusuf Atılgan’ın Bodur Minareden Öte isimli hikâye kitabı, “Kasabadan”, “Köyden” ve “Kentten” başlıklarını taşıyan üç bölüme ayrılır. “Kasabadan” başlıklı birinci bölüm, “Evdeki” ve “Saatların Tıkırtısı” hikâyelerinden oluşur. Bu çalışmada, bu iki hikâyedeki mekân unsuru incelendi. Mekân; yer, çevre ve ortam olmak üzere üç unsurun sentezi olarak ele alındı. Yer, mekânın coğrafî, çevre sosyolojik, ortam ise fizikî karşılığı kabul edildi. Atılgan’ın hikâyelerinde kasaba hayatı coğrafî, sosyolojik ve fizikî anlamda “darlık”la nitelenir. Hikâye kişileri monoton kasaba hayatından bıkmışlardır. Bu sebeple sürekli bir kaçış duygusuyla yaşarlar.Öğe Yusuf Atılgan’ın hikâyelerinde kent(2012) Oğuz, OrhanYusuf Atılgan (1921-1989), hikâyelerini “Bodur Minareden Öte” (1960) başlığı altında kitaplaştırır. Kitap, “Kasabadan”, “Köyden” ve “Kentten” başlıklı üç bölümden oluşur. Bu çalışmada kitabın “Kentten” başlıklı üçüncü bölümünü oluşturan “Yaşanmaz”, “Atılmış”, “Çıkılmayan” ve “Bodur Minareden Öte” isimli hikâyelerdeki mekân unsuru incelendi. Atılgan’ın hikâyelerinde kent, sokaklarıyla kişiler için bir labirenttir. Onlar, kentte durmayan bir kaçış ve arayış içindedirler. Her hikâye ayrı ayrı incelendikten sonra genel bir değerlendirmeye gidildi. Mekân incelenirken hikâyede olayların geçtiği yer, kişilerin sosyal çevreleri ve fizikî ortamları üzerinde duruldu.Öğe Yusuf Atılgan’ın hikâyelerinde Köy(2011) Oğuz, OrhanYusuf Atılgan (1921-1989), hikâyelerini “Bodur Minareden Öte” (1960) başlığı altında kitaplaştırmıştır. Kitap, “Kasabadan”, “Köyden” ve “Kentten” başlıklı üç bölümden oluşur. Bu çalışmada kitabın “Köyden” başlıklı ikinci bölümünü oluşturan “Tutku”, “Kümesin Ötesi”, “Dedikodu” ve “Yük” isimli hikâyelerdeki mekân unsuru incelendi. Mekân incelenirken hikâyede olayların geçtiği yer, kişilerin sosyal çevreleri ve fizikî ortamları üzerinde duruldu. Her hikâye ayrı ayrı incelendikten sonra genel bir değerlendirmeye gidildi. Atılgan?ın hikâyelerinde köy; kişiler için baskıcı ve dar bir sosyal çevrenin olumsuz fizikî şartlarla buluştuğu bir yerdir. Hikâye kişileri rüyalarını gerçekleştirmek bakımından imkânsızlıkla kuşatılmışlardır. Bu sebeple bir kaçışı arzularlar.Öğe Zuhuri Danışman'ın Endülüs'le ilgili Romanlarda fetih ve reconquista kavramlarının mukayesesi(2013) Oğuz, OrhanBu çalışmada Zuhuri Danışman'ın Endülüs'le ilgili romanlarında 'fetih' ve 'reconquista' kavramları karşılaştırılmıştır. Zuhuri Danışman, popüler tarih romanları yazmıştır. Yazarın Endülüs'le ilgili iki romanı vardır: Endülüs'te İslâm Cengâverleri ve Grenata'nın Son Günleri. İlk romanda Endülüs'ün Müslümanlar tarafından fethedilmesi, ikinci romanda Hristiyanlar tarafından geri alınması anlatılır. Bu romanlarda İslam'ın fethi, iyinin kötüye karşı; Hristiyanlığın reconquistası ise kötünün iyiye karşı galibiyetidir