Yazar "Gür, Mustafa" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Amiloidozlu hastalarda diyastolik fonksiyonların konvansiyonel ve doku doppler ekokardiyografiyle değerlendirilmesi(2006) Özdoğru, İbrahim; Seyfeli, Ergün; Doğan, Ali; İnanç, Tuğrul; Gür, Mustafa; Kalay, Nihat; Eryol, Namık Kemal; Topsakal, Ramazan; Ergin, AliAmaç: Amiloidozda kardiyak tutulum sık olarak görülmekte ve diyastolik fonksiyon bozukluğuna neden olmaktadır. Diyastolik fonksiyon bozukluğunun evresi ile mortalite arasında sıkı bir ilişki vardır. Çalışmamızın amacı amiloidozlu hastalarda sol ventrikül (SV) diyastolik fonksiyonlarını konvansiyonel ve doku Doppler ekokardiyografiyle (DDE) değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma amiloidozlu 30 hasta (yaş ortalamaları 41±15 yıl) ve 20 sağlıklı birey (yaş ortalamaları 43±13 yıl) alınarak gerçekleştirildi. Diyastolik fonksiyon parametreleri konvansiyonel ve DDE ile değerlendirildi. Bulgular: Sol ventrikül diyastolik fonksiyon parametreleri incelendiğinde 8 hastada (%27.5) diyastolik fonksiyonlar normal, 14 hastada (%48.2) relaksasyon bozukluk paterni, 6 hastada (%20.6) yalancı normal patern ve bir hastada (%3.4) restriktif patern mevcuttu. Doku Doppler ekokardiyografide mitral lateral annulus E hızı (m/s) kontrol grubuna göre azalmış (p<0.01), A (m/s) ve S (m/s) hızları benzer bulundu (p>0.05). Sonuç: Konvansiyonel ve DDE’yle amiloidozlu hastalarda farklı evrelerde diyastolik fonksiyon bozukluğu saptanabilmektedir.Öğe Epicardial fat thickness is associated with oxidative stress index in cardiac syndrome X(İnönü Üniversitesi, 2020) Özbiçer, Süleyman; Kalkan, Gülhan; Gür, Mustafa; Topuz, Mustafa; Kaypaklı, Onur; Koç, Mevlüt; Erel, ÖzcanAbstractAim: We aimed to investigate the relationship between oxidative parameters- total oxidant status (TOS), total antioxidant capacity (TAC), and oxidative stress index (OSI)- and EFT in patients with CSX. Without clinically significant coronary artery disease, cardiac syndrome X (CSX) is characterized by cardiac ischemia, and chest pain. However, there is some evidence about increased oxidative stress in CSX patients; the relationship between oxidative stress parameters and epicardial fat thickness (EFT) is not well established in this population.Material and Methods: : One hundred and twenty-two patients with normal coronary arteries (73 female, 49 males, mean age 56.71 ± 10.69 years) were enrolled in the study. The study population was divided into two groups according to their OSI. Oxidative stress index below the median was defined as the OSI low group and equal or higher than the median was defined as the OSI high group.Results: EFT was higher in the high OSI group than the low OSI group (6 (3.9 – 8.9) vs. 5.4 (0.56 – 7.2), p= 0.032). In bivariate correlation analysis EFT was positively correlated with OSI and TOS (r=0.242, p=0.036 and r=0.234, p=0.025 respectively). In binary logistic regression analysis, EFT was found to be an independent predictor of OSI.Conclusion: : In our study, EFT was independently associated with OSI in CSX patients. This finding suggests that EFT may be a marker of increased oxidative stress in CSX.Öğe Erektil fonksiyon bozukluğu olan hastalarda aortun elastik özellikleri: Konvansiyonel ve renkli doku doppler ekokardiyografiyle değerlendirme(2006) Seyfeli, Ergün; Görür, Sadık; Akgül, Ferit; Gür, Mustafa; Seydaliyeva, Tünzale; Yalçın, Fatih; Kiper, Ahmet NamıkAmaç: Erektil fonksiyon bozukluğunun (EFB) yaygın vasküler hastalığın ilk klinik yansıması olduğu sanılmaktadır. Bu çalışmada vasküler kökenli EFB olan hastalarda aortun sertlik ve elastik özellikleri konvansiyonel ve renkli doku Doppler ekokardiyografiyle (RDDE) değerlendirildi. Çalışma planı: Çalışmaya EFB saptanan 30 erkek hasta (ort. yaş 52±8; dağılım 41-73) alındı. Aortun elastik özelliklerini değerlendirmek için M-mod ekokardiyografiyle aortun sistolik ve diyastolik iç çapları, RDDE ile aort üst ve alt duvar doku Doppler hızları (S, E, A cm/sn) ölçüldü. Aortun gerilimi, sertlik indeksi ve esnekliği hesaplandı. Sonuçlar, 30 sağlıklı erkek gönüllüden (ort. yaş 49) oluşan kontrol grubuyla karşılaştırıldı. Bulgular: Sistolik ve diyastolik kan basınçları ile aortun sistolik ve diyastolik çapları gruplar arasında anlamlı farklılık gösterdi (sırasıyla, p=0.001, p=0.034, p=0.045, p=0.004). Hasta grubunda aort sertlik indeksi yüksek (p=0.007), aort gerilimi (p=0.002) ve üst duvar S dalga hızı (p=0.001) anlamlı derecede düşük bulundu. Aort üst duvar S dalga hızı, aort sertlik indeksi (r=-0.389, p=0.004), aort gerilimi (r=0.444, p=0.001) ve esnekliği (r=0.504, p<0.001) ile; mitral lateral annulus S dalga hızı ise aort sertlik indeksi (r=-0. 472, p<0.001) ve aort esnekliği (r=0.533, p<0.001) ile anlamlı ilişki içindeydi. Sonuç: Vasküler kökenli EFB’li hastalarda aort sertliği artmakta, esnekliği ise azalmaktadır. Bu nedenle EFB, sessiz seyreden diğer vasküler sistem hastalıklarının bir işaretçisi olabilir.Öğe Hipertansiyon tanısı yeni konan hastalarda ürik asit düzeyleriyle aortun elastik özellikleri arasındaki ilişki(2006) Gür, Mustafa; Yılmaz, Remzi; Demirbağ, Recep; Seyfeli, Ergün; Özdoğru, İbrahim; Altıparmak, İbrahim Halil; Doğan, Ali; İnanç, Tuğrul; Nihat, KalayAmaç: Hipertansiyon tanısı yeni konan hastalarda aortun elastik özellikleriyle ürik asit düzeyleri arasındaki ilişki araştırıldı. Çalışma planı: Çalışmaya hipertansiyon tanısı yeni konan 109 hasta (68 kadın, 41 erkek; ort. yaş 51.6±6.9) alındı. Tüm olgularda ekokardiyografik inceleme yapıldı. M-mod ekokardiyografiyle aortun sistolik ve diyastolik çapları ölçüldü, aortun elastik özelliklerinden gerilimi ve esnekliği hesaplandı. Nabız basıncı sfigmomanometreyle ölçüldü. Alınan kan örneklerinde ürik asit düzeyi ve diğer biyokimyasal parametreler ölçüldü. Sonuçlar, yaş ve cinsiyeti hasta grubuyla eşleştirilmiş 21 sağlıklı gönüllüden oluşan kontrol grubuyla karşılaştırıldı. Bulgular: Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, aort gerilimi ve esnekliği hipertansif hastalarda daha düşük (p<0.001), ürik asit düzeyi ise daha yüksek (p=0.044) bulundu. Çok değişkenli regresyon analizinde, aort gerilimi ve esnekliğinin ürik asit düzeyi (sırasıyla, p=0.010 ve p=0.009), yaş (p=0.001 ve p<0.001) ve sol ventrikül kütle indeksi (p=0.002 ve p<0.001) ile bağımsız ilişki gösterdiği görüldü. Cinsiyete göre çok değişkenli analizde, kadınlarda aort gerilimi ve esnekliği ürik asit düzeyi, yaş ve sol ventrikül kütle indeksi ile bağımsız ilişki gösterirken, erkeklerde bu ilişki gözlenmedi (p>0.05). Sonuç: Bu bulgular, ürik asidin, özellikle hipertansiyonlu kadın hastalarda aortun bozulan elastik özellikleriyle ilişkili patofizyolojide rol oynayabileceği görüşünü desteklemektedir.Öğe The relationship between visible thrombus aspiration material with no-reflow and in-hospital mortality ratio in patients with anterior ST-elevation myocardial infarction treated with primary percutaneous coronary intervention(Türk Kardiyoloji Derneği, 2019) Şeker, Taner; Türkoğlu, Caner; Akkuş, Oğuz; Gür, MustafaObjective: The benefit of intracoronary thrombus aspiration (TA) during primary percutaneous coronary intervention (pPCI) in patients with ST-segment elevation myocardial infarction (STEMI) is not yet fully clear. The aim of this study was to investigate the clinical impact of visible thrombus aspiration (VTA) material. Methods: A total of 295 patients with a Thrombolysis in Myocardial Infarction (TIMI) flow score of 0 or 1 after an anterior STEMI were included in the study. Manual TA devices were used before performing PCI. The patients were divided into 2 groups: (1) visible thrombus aspiration (VTA) group and (2) non-visible thrombus aspiration (non-VTA) group. No-reflow was defined as TIMI grade 0, 1, or 2 flow, or TIMI grade 3 with a myocardial blush of grade 0 or 1. The primary endpoint was the occurrence of no-reflow. Results: VTA was retrieved in 178 (60.3%) of the patients. A no-reflow determination was significantly less frequent in the VTA group (p<0.001). The ejection fraction and ST-segment resolution values were higher, and the in-hospital mortality, Killip class II-IV rating, and post-pPCI TIMI frame count were lower in the VTA group (p<0.05 for each). Conclusion: VTA predicted a lower rate of in-hospital mortality and no-reflow in patients with anterior STEMI who underwent pPCI.