Yazar "Utlu, Mustafa" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 11 / 11
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe 1D TAŞKIN MODELLEMELERİ AÇISINDAN TOPO SYM VE ALOS SAM VERİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI: ALARA ÇAYI ÖRNEĞİ (ANTALYA)(2020) Utlu, Mustafa; Şimşek, Mesut; Öztürk, Muhammed ZeynelGünümüzde doğal afet çalışmalarında yaygın olarak kullanılan sayısal yükselti modelleri (SYM) ve sayısal arazi modelleri (SAM) taşkındinamiklerinin anlaşılmasında da önemli bir yer tutmaktadır. Taşkınların hidrodinamik açıdan anlaşılmasında ve analiz edilmesindekullanılan bu veriler aynı zamanda tehlike ve risk çalışmalarında da büyük öneme sahiptir. Bu çalışma da Alara Çayı havzasına ait 10mçözünürlükte Topo SYM ve 30m çözünürlükte Alos SAM verileri bir boyutlu (1D) taşkın modeli kapsamında değerlendirilmiştir.Çalışma sahasındaki 1D hidrolik taşkın model sonucunda yayılış-hız-derinlik özellikleri taşkın ıslah dönemi öncesi dönemde eldeedilen SYM ve taşkın ıslah dönemi sonrası elde edilen SAM verileri üzerinden ele alınmıştır. Topo SYM ve Alos SAM verilerindenoluşturulan hidrolik modellemede, 10-50-100-1000 yıllık farklı tekrarlama sıklığına bağlı olarak maksimum akım değerleri testedilmiştir. Topo SYM verisinin taşkın ıslah döneminden önce üretilmiş olması ve güncel topografyayı temsil etmemesi nedeniyletaşkın modellemesinde özellikle yayılış alanlarında farklılıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Maksimum yayılış alanı Topo SYMverisinde 3.60 km2iken Alos SAM verisinde 3.24 km2’dir. Her iki modelde de taşkın yayılış alanının birkaç nokta dışında benzersonuçlar taşıması Alos SAM 30m verisinin güncel olmayan topografyalarda yapılacak taşkın çalışmalarında kullanılabileceğinigöstermektedir.Öğe Anadolu’nun sirk gölleri(2021) Öztürk, Muhammed Zeynel; Şimşek, Mesut; Utlu, MustafaBaşta sirk gölleri olmak üzere, buzul gölleri Anadolu’daki yüksek dağlık alanların alpin kuşağında yer alan en önemli gölleri oluşturmaktadır. Anadolu’daki buzul jeomorfolojisi ve Kuvaterner buzullaşma koşulları hakkında birçok çalışma yapılmış olmasına rağmen sirk gölleri yeterince incelenmemiştir. Bu eksiklikten dolayı bu çalışmada Anadolu’daki tüm sirk göllerinin dağılışı ve morfometrik özellikleri CBS tabanlı olarak incelenmiştir. Uydu görüntüleri ve topografya haritaları üzerinden yapılan haritalama çalışmalarında 28 farklı kütle üzerinde toplam 660 adet sirk gölü tespit edilmiştir. Alansal dağılış özelliklerine göre sirk göllerinin çok büyük bir bölümü (%77) Doğu Karadeniz Dağları üzerinde bulunmaktadır ve bu dağlık alanlarda sirk gölü/sirk sayısı oranı (G/S oranı) %30’a ulaşmaktadır. Batı ve Orta Toroslar’da buzullaşmaya uğramış birçok kütle ve yüzlerce sirk bulunmasına rağmen sirk gölü sayısı çok azdır ve birçok kütle üzerinde hiç sirk gölü yer almamaktadır (G/S oranı 0’dır). Bu durumun oluşmasında litolojik koşullar büyük etkiye sahiptir. Batı ve Orta Toroslar’da buzullaşmaya uğramış kütleler karstik birimlerden oluşurken, Doğu Karadeniz Dağları karstik olmayan volkanik ve intrusif birimlerden oluşmaktadır. Morfometrik hesaplamalara göre Anadolu’daki tüm sirk göllerinin ortalama yükseklikleri 2882 metredir ve bu değer Kuvaterner buzul dönemleri kalıcı kar sınırı ölçümleri ile örtüşmektedir. Göl büyüklükleri açısından göllerin ortalama alanları 13.346 m2 (0,0133 km2)’dir ve alan sınıflandırmasına göre göllerin neredeyse tamamına yakını küçük göl sınıfı içerisindedir (%99,5). Küresel grid tabanlı iklim verilerine göre sirk gölü alanlarının yıllık ortalama sıcaklığı -0,11°C, yıllık toplam yağış değeri ise 825 mm’dir.Öğe GEYİK DAĞI KÜTLESİNİN YÜZEY KARSTI JEOMORFOLOJİSİ VE KÜTLE ÜZERİNDEKİ KARST-BUZUL JEOMORFOLOJİSİ İLİŞKİS(2019) Şimşek, Mesut; Utlu, Mustafa; Poyraz, Murat; Öztürk, Muhammed ZeynelBüyük bölümü Jura-Kretase ve Permiyen karbonatlı kayaçlardan oluşan Geyik Dağı, karstikplato karakterinde yüksek bir kütledir. Pleyistosen buzullaşmalarından büyük oranda etkilenen kütle üzerinde çok iyi gelişmiş buzul ve karstik şekillerin iç içe bulunması, kütle üzerinde buzul-karst polijenik (glasiyokarstik) yerşekillerinin gelişmesiiçin uygun koşulları sağlamıştır. Bu çalışmada buzullaşma ve karstlaşma ilişkisine göre kütle üzerindeki polijenik jeomorfolojinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Kütle üzerindeki en önemli yüzey karstı şekillerini karstik depresyonlar (dolin ve uvalalar), en önemli buzul şekillerini ise sirkler ve moren depoları oluşturmaktadır. 1/25.000 ölçekli 21 adet topografya haritası üzerinde gerçekleştirilen haritalama çalışmasına göre kütle üzerinde 550-2800 metreleri arasında toplam 25.599 dolin tespit edilmiştir. Maksimum karstik depresyon yoğunluğunun 145 adet/km2’ye ulaştığı kütlede, şekillerin % 80’ni 1600-2400 metreleri arasında bulunur. Çalışma alanı içerisinde sirklerin neredeyse tamamına yakını yükseltinin 2000 metre ve üzerinde olduğu kuzey, kuzeydoğu ve kuzeybatı yamaçlarında gelişmiştir. Yüksek sahalarda yer alan karstik depresyonların bir kısmı buzulların yerleşmesi için uygun ortamları oluştururken, depresyonların bir kısmı da morenler tarafından örtülmüştür. Özellikle kütlenin merkezi ile güney kesimlerinde 1750-2300 metreleri arasındaki karstik alanlar moren depoları ile kaplı durumdadır. Bu durum buzullaşma öncesinde oluşan çözünme dolinlerinin morenler ile kaplanmasına neden olmuştur. Ancak morenler ile kaplı dolinlerde karstlaşma moren örtüsü altında devam ederek örtülmüş, sübsidans ve örtü çökme dolinlerinin gelişmesini sağlamıştır. Araştırma alanındaki buzul sedimentlerinin ikinci etkisi ise alanın güney kesiminde yer alan Çimi Polyesi’nde görülmektedir. Polyeyi dolduran iri kum boyutundaki buzul sedimentleri rüzgâr ile taşınarak dolinlerin dolmasına neden olmuştur.Öğe Geyik Dağı kütlesinin yüzey karstı jeomorfolojisi ve kütle üzerindeki karst-buzul jeomorfolojisi ilişkisi(Ege Üniversitesi, 2019) Şimşek, Mesut; Utlu, Mustafa; Poyraz, Murat; Öztürk, Muhammed ZeynelBüyük bölümü Jura-Kretase ve Permiyen karbonatlı kayaçlardan oluşan Geyik Dağı, karstik plato karakterinde yüksek bir kütledir. Pleyistosen buzullaşmalarından büyük oranda etkilenen kütle üzerinde çok iyi gelişmiş buzul ve karstik şekillerin iç içe bulunması, kütle üzerinde buzul-karst polijenik (glasiyokarstik) yerşekillerinin gelişmesi için uygun koşulları sağlamıştır. Bu çalışmada buzullaşma ve karstlaşma ilişkisine göre kütle üzerindeki polijenik jeomorfolojinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Kütle üzerindeki en önemli yüzey karstı şekillerini karstik depresyonlar (dolin ve uvalalar), en önemli buzul şekillerini ise sirkler ve moren depoları oluşturmaktadır. 1/25.000 ölçekli 21 adet topografya haritası üzerinde gerçekleştirilen haritalama çalışmasına göre kütle üzerinde 550-2800 metreleri arasında toplam 25.599 dolin tespit edilmiştir. Maksimum karstik depresyon yoğunluğunun 145 adet/km2 ’ye ulaştığı kütlede, şekillerin % 80’ni 1600-2400 metreleri arasında bulunur. Çalışma alanı içerisinde sirklerin neredeyse tamamına yakını yükseltinin 2000 metre ve üzerinde olduğu kuzey, kuzeydoğu ve kuzeybatı yamaçlarında gelişmiştir. Yüksek sahalarda yer alan karstik depresyonların bir kısmı buzulların yerleşmesi için uygun ortamları oluştururken, depresyonların bir kısmı da morenler tarafından örtülmüştür. Özellikle kütlenin merkezi ile güney kesimlerinde 1750-2300 metreleri arasındaki karstik alanlar moren depoları ile kaplı durumdadır. Bu durum buzullaşma öncesinde oluşan çözünme dolinlerinin morenler ile kaplanmasına neden olmuştur. Ancak morenler ile kaplı dolinlerde karstlaşma moren örtüsü altında devam ederek örtülmüş, sübsidans ve örtü çökme dolinlerinin gelişmesini sağlamıştır. Araştırma alanındaki buzul sedimentlerinin ikinci etkisi ise alanın güney kesiminde yer alan Çimi Polyesi’nde görülmektedir. Polyeyi dolduran iri kum boyutundaki buzul sedimentleri rüzgâr ile taşınarak dolinlerin dolmasına neden olmuştur.Öğe GIS based analysis of doline density on Taurus Mountains, Turkey(Springer, 2018) Ozturk, Muhammed Zeynel; Simsek, Mesut; Sener, Mehmet Furkan; Utlu, MustafaThe Taurus Mountain is one of the most important karstic region of the world and dolines are characteristics landforms of this area. However, the number and distribution of doline are unknown in the study area. The aims of this study are to explain the total number of dolines, distribution of doline density, effects of slope conditions and the change of doline orientation in the Taurus Mountains. According to the 1/25000 scale topographic maps utilized in this study, a total of 140,070 dolines were determined in a 13,189 km(2) area on eleven high karstic plateaus bordered by steep slopes and deep gorges. These plateaus are substantially affected by highly-faulted and jointed systems and about 80% of each plateau is covered with neritic limestone. The dolines are located at an elevation between 10 and 2870 m. Average elevation of all dolines is 1842 m. 90% of dolines are located between 1300 and 2270 m and only 5% of dolines found under 1330 m. According to this results, the densest doline zone corresponds to the alpine and periglacial zone above the treeline. Doline density reaches > 100 doline/km(2) on Mt. Anamas and the Seyran, Geyik and Akdag ranges as well as the TaAYeli plateau. Maximum density (187 doline/km(2)) is found on the Akdag Mountains. However, 66% of the study area is characterized by low density, 29.9% with moderate density, 3.4% with high density and 0.7% with very high density. The highest doline densities are seen on gentle slopes (15A degrees-25A degrees/km(2)) and steep slopes (> 35A degrees/km(2)) are limited doline distribution. According to the rose diagram formed by the azimuths of the long axis of the dolines at the Central Taurus, two direction are dominant in doline orientations (NW-SE and NE-SW). However, dominant directions are NE-SW at eastern, NE-SW and NW-SE at central and NW-SE at western part of the Central Taurus. According to this elongations, doline orientations are formed an arc which is formed by tectonic evolution of the Central Taurus.Öğe Kaya düşmesi tehlikesinin belirlenmesi ve önlenmesinde İHA tabanlı 3B modelleme çalışmaları: Murtaza Köyü örneği (Niğde)(2022) Öztürk, Muhammed Zeynel; Utlu, Mustafa; Şimşek, MesutBu çalışmada, Niğde İli Merkez ilçe sınırları içerisinde yer alan ve aktif kaya düşme olaylarının yaşandığı Murtaza köyündeki kaya düşme tehlikesi, insansız hava aracı (İHA) tabanlı oluşturulan yüksek çözünürlüklü sayısal yüzey modeli (SYM), arazi ölçüm verileri ve üç boyutlu (3B) kaya düşme modellemeleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Arazi çalışmaları ile düşme potansiyeline sahip 14 kaya bloğu tespit edilmiş ve kaya bloklarının her birine ait geometrik ölçümler yapılmıştır. Bu ölçümler aracılığıyla kaya blokları, RAMMS yazılımı içerisinde geometrik özelliklerine bağlı olarak gerçeğe yakın şekilde tanımlanmıştır. Tanımlanan blokların her birinden 100 adet olmak üzere yüksek çözünürlüklü SYM üzerinden toplam 1400 kaya düşmesi benzetim modellemesi gerçekleştirilmiştir. Böylece düşme potansiyeline sahip her bir kaya bloğunun kinetik enerjisi, zıplama yüksekliği, hareket hızı ve düşme yörüngeleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, yerleşim birimlerine yakın mesafede bulunan kaya blokları çok uzak mesafelere taşınmadan sönümlenmektedir. Kinetik enerji, hız ve sıçrama yüksekliği değerleri oldukça düşük olan bu kaya blokları görece olarak önemli bir tehlike oluşturmamaktadır. Ancak yerleşim birimlerinin kuzeybatısındaki yamaçlarda bulunan, şekil bakımından eş boyutlu ve yüksek hacimdeki kaya blokları bu bakımdan önem taşımaktadır. Bu kaya blokları geometrik özellikleri ve sahanın jeomorfolojisine bağlı olarak uzun mesafeler boyunca hareket edebilmekte, ev, yol vb., yapılar ile temas ederek ya da topografyaya bağlı olarak eğimin azaldığı yerlerde enerjileri sönümlenmektedir. Bu alanda kaya bloklarının oluşturduğu tehlikenin önlenmesi amacı ile model içerisinde 142 m uzunlukta ve 1,5 m genişlikte istinat duvarları taslak model olarak oluşturulmuştur. İstinat duvarı modeli sonuçlarına göre kaya bloklarına yakın alanlarda 5 metre yüksekliğinde, kaynak alanlarına uzak konumda ise 3 metre yüksekliğinde bir istinat duvarının kaya bloklarının ilerlemesini durdurduğu belirlenmiştir.Öğe Morphometric characteristics and paleogeographic implication of glacial cirques in Eastern Black Sea Mountains (Turkiye)(Elsevier, 2023) Simsek, Mesut; Oeztuerk, Muhammed Zeynel; Yesilyurt, Serdar; Utlu, MustafaThe Eastern Black Sea Mountains, located in the northeastern region of Anatolia and running parallel to the Black Sea coast, underwent glaciation during the Quaternary. The mountain range contains 811 cirque sites. Although the majority of the cirques are simple, 309 are complex, according to their developmental features. In Anatolia, intensive cirque development is observed only on north-facing slopes in several mountains, while in the Black Sea Mountains, 66.5 % of the cirques are located on north-facing slopes and 14.5 % on south-facing slopes. Differences in cirque morphometry between the north- and south-facing slopes were primarily influenced by aspect, which had a significant influence on Quaternary glaciation. While the northwest-facing cirques are the largest, the east- and southeast-facing cirques are the smallest. This situation is related to that air masses that bring rain to the mountains generally come from the northwest. The mean cirque floor elevation is 2815 m, while 90 % of the cirques have floor elevations between 2479 and 3130 m. In light of these measurements, the former Equilibrium Line Altitude (ELA), initially positioned above 2480 m, underwent a complete stabilization at elevations exceeding 2800 m within the Black Sea Mountains. However, these averages are not sufficient to represent the former ELA across the mountain. According to the cirque floor elevations, the cirques in the Nsector have a mean elevation of 2760 m, while the cirques in the S-sector have a mean elevation of 3004 m, and there is a 244 m difference between the two sectors. In the NW basin, the cirques start at 2434 m and reach a permanent former ELA level at 2743 m. In the SE basin, on the other hand, the cirques start at 2635 m and become permanent at 2920 m. Aspect had a significant effect on the distribution of other morphological elements associated with the cirques. The N-sector cirques harbor 73.5 % of the cirque lakes and 81.8 % of the rock glaciers. The average depth of the cirques in the northern sector stands at 388 m, whereas it diminishes to 341 m in the southern sector. Negative correlations emerge between former ELA levels and both latitude and distance from the watershed, while positive correlations align with distance from the coast. Based on these correlations and the associated distribution maps, a clear trend emerges: the former ELA diminishes as one travels north, approaches the coast, and encounters decreasing topographic elevations.Öğe Morphometric Properties of Poljes in the Taurus Mountains, Southern Turkey(Istanbul Univ, Fac Letters, Dept Geography, 2021) Simsek, Mesut; Ozturk, Muhammed Zeynel; Dogan, Ugur; Utlu, MustafaPoljes, which represents the largest and relatively the most complex karst forms, are one of the most characteristic and widespread features in the karst terrains of the Taurus Mountains. Although poljes have been one of the most studied landforms in the Anatolian karst, except for a few studies, no particular attention has been directed to provide a quantitative study on the morphometry and spatial distribution of poljes. In this study, an attempt has been made to present a comprehensive account of the basic morphometric characteristics and spatial distribution of the poljes within the karst regions in the Taurus karst belt, based on the critical review of the previous literature and detailed map studies. In this respect, 680 topographic maps, 1;25.000 scales with 10 m contour intervals, were analyzed and the 175 poljes were mapped. A data set based on the determination of morphometric parameters of the poljes was prepared, including X and Y centroid coordinates, the elevation of the floors above mean sea level, area, perimeter length, short and long axis lengths, elongation ratio, and circularity index. Within the scope of this dataset, the spatial distribution of the basic morphometric properties of poljes and the main factors controlling these properties were evaluated and interpreted. Most of the poljes in the Taurus karst belt are found in the area within the Isparta Angle located in the Western and Central Taurus. Most of the polje floor elevation (90%) is about between 447 and 1865 m above mean sea level though they are distributed in various elevations. Some poljes cover rather large areas, but the majority (65%) of them have a surface area of not more than 10 km sq. Due to the hydrological and tectonic characteristics of poljes, the circularity index values increase up to 28 and the elongation ratio values up to 9. The circularity index reaches higher values in fluvio-karst poljes dominated by fluvial processes, whereas the elongation ratio is higher in tectonically controlled poljes.Öğe Morphotectonic development of surface karst in Western Taurus (Türkiye)(Springer, 2023) Sener, Mehmet Furkan; Simsek, Mesut; Utlu, Mustafa; Ozturk, Muhammed Zeynel; Sozbilir, HasanThe Taurus Mountains, the most important karst terrains of Turkiye, contain many surface and subsurface karst landforms, and the morphometric features of these landforms provide important data on the geomorphological and morphotectonic development of karst areas in the Taurus Mountains. Micro and macro karst depressions are the most important surface landforms in the Western Taurus Mountains. In this study, a total of 7093 micro depressions (doline) and 74 macro depressions (polje) located in the Western Taurus Mountains were detected and morphometric properties were calculated. The poljes developed within the Beydaglari Autochthon and Lycian nappes, while the dolines developed mainly in the high karst plateaus within the Beydaglari Autochthon. As briefly described below, the morphotectonic evolution of both landforms is closely related to the tectonic evolution of the Western Taurus Mountains. As a result of this tectonic activity, the Lycian Nappes from the northwest and the Antalya Nappes from the east thrust over the Beydaglari autochthon, leading to the development of nappes, reverse faults, and fold systems in the study area. The Western Taurus began terrestrialization starting from the Oligocene and began to erode from the Miocene. This erosion process led to the development of valley systems within the Western Taurus region. The NE-SW and NW-SE directional normal faults have developed under the influence of extensional tectonics since the Miocene. This extensional tectonism has caused widespread development of the poljes in the study area. Furthermore, with the lowering of the karst base level, dolines and paleovalleys began to develop in limestone areas at higher elevations. All morphometric and morphotectonic processes reveal that the extension of both doline and polje areas in the study area are parallel to the elongation of tectonic structures in the Western Taurus.Öğe Rockfall analysis based on UAV technology in Kazıklıali Gorge, Aladağlar (Taurus Mountains, Turkey)(2020) Utlu, Mustafa; Öztürk, Muhammed Zeynel; Şimşek, MesutRockfall is one of the most dangerous hazards in mountainous and hilly areas. In this study, rockfall characteristics of the KazıklıaliGorge (0.25 km2) in the lower Emli River Basin located in the SW part of the Aladağlar Mountains was investigated using unmannedair vehicle (UAV) technology and rockfall modeling. To determine rockfall properties, an orthophoto and digital surface modelwhich have a 3 cm resolution were created using UAV images. Then, whole fallen blocks more than 0.5 m in diameter were digitizedas polygons in GIS. As a result, 10,348 fallen rocks were determined in Kazıklıali Gorge. Via these polygons, density maps werecreated and frequency distributions were calculated. According to the spatial distribution of density, the geomorphologicalcharacteristics of the canyon affect the rockfall density. While the upper and middle parts of the canyon which are the narrowest havehigh density, the lower part of the valley which is the largest part has low density. The results of 3D rockfall analysis show that themaximum kinetic energy, maximum jump height and maximum velocity reaches 1400 kJ, 15 m and 32 m/s on the canyon walls,respectively. The upper and middle parts of the canyon walls which correspond to high rockfall density have maximum kineticenergy, rock jump height and rock velocity.Öğe UAV based 3D modeling analysis in determining and preventing rockfall hazard: A case study from Murtaza Village (Niğde, Turkey)(Hacettepe Universitesi Yerbilmleri, 2022) Öztürk, Muhammed Zeynel; Utlu, Mustafa; Şimşek, MesutIn this study, rockfall hazards in Murtaza village, which is located within the central district of Niğde province and where active rockfall events are experienced, were evaluated using a high-resolution digital surface model (DSM) created based on unmanned air vehicle (UAV) images, field measurement data, and three dimensional (3D) rockfall models. During the field studies, 14 rock blocks with falling potential were identified and geometric measurements for each of the rock blocks were made. Depending on their geometric properties, the rock blocks are defined in the RAMMS software and a total of 1400 rockfall simulations, 100 from each of the modeled blocks were carried out on the high-resolution DSM. Thus, the kinetic energy, jump height, velocity, and fall trajectories of each rock block were determined. According to the results, the rock blocks close to the settlements are damped without being transported very long distances. These blocks do not constitute a significant hazard since having values such as low energy, speed, and jump height. However, the rock blocks of equant shape and high volume, located on the northwest slopes above the settlements, constitute a significant in terms of hazard. These rock blocks move for long distances depending on the geometric properties of the rocks and geomorphological characteristics of the study area and their energy is absorbed in contact with houses, roads, etc., structures, or in places where the slope decreases on the topography. To prevent the danger of rock blocks in this area, retaining walls 142 m long and 1.5 m wide was created as a draft model. According to the results of these models, it was determined that while a 5 m high retaining wall in areas close to the source of rock blocks, a 3 m high retaining wall far from the source areas stops the progress of the rock blocks. © 2022, Hacettepe Universitesi Yerbilmleri. All rights reserved.