Highland fortresses-cemeteries and settlement complexes of Mt Süphan-Muş plains in the Lake Van basin : From the Middle Bronze to the Middle Iron Age (Urartu)
Yükleniyor...
Tarih
2017
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Fortresses-cemeteries and settlement complexes situated in the high plateau on the western slope of Mt Süphan which were studied in the basin of Lake Van survey is discussed in this article. In many archaeological sites located on Mt Süphan and the surrounding foothills in the Murat Valley-Muş Plains, fortresses and cemeteries, situated on the western slope of the mountain, are in large quantities. The most remarkable sites of our survey are settlement complexes. It seems that highlands, which had been very limitedly used in Early Bronze Age-Kura Araxes, were highly densely populated from Middle Bronze to the Early Iron Age. The cemeteries of Middle Bronze Age, found widespread on the highlands of Mt Süphan, imply the existence of a considerable population, no related settlements is observed. Settlement pattern again changed in the Late Bronze-Early Iron Age, as shown by the highland fortressescemeteries. The increase in the number of fortresses in this period is striking in the whole region. Assyrian and Urartian epigraphic sources give information about these local pre-Urartian polities of eastern Anatolia starting from 13th century BC, which are mentioned under the names of Uruatri and Nairi lands. Fortressescemeteries located in highlands, which were understood to be used extensively by these Early Iron Age (pre-Urartian) polities. Middle Iron Age-Urartian pottery were seen, though smaller in numbers compared to the Early Iron Age. It seems that, some of the local fortresses and seasonal settlements for animal husbandry have been used in Middle Iron Age-Urartu. Basically, Urartian constructions were built on a strategic location in the lower areas compared to the Early Iron Age.
Süphan Dağı’nın batı eteğindeki yüksek yaylada yer alan kaleler ve mezarlıklar ile yerleşim kompleksleri makalenin konusunu oluşturur. Van Gölü Havzası yüzey araştırmamız çerçevesinde incelenen bu yüksek yayla ile onu çevreleyen Van Gölü ve Murat Vadisi-Muş Ovalarına bakan eteklerinde yer alan kale ve mezarlıklar oldukça fazladır. Yerleşim Kompleksleri bu alanlar içinde ayrıcalıklı konuma sahiptir. İlk Tunç Çağ-Kura Araxes dönemine ait birkaç parça çanak çömlek otlakların-yaylaların bu dönemde kısmen kullanılmış olduğunu gösterse de çok sayıdaki bulgu Orta Tunç ve Son Tunç-Erken Demir çağlarında yüksek yaylaların oldukça yoğun bir şekilde kullanıldığını gösterir. Orta Tunç Çağı’na ait yerleşim izine rastlanmamıştır, bu döneme ait yalnızca geniş alanlara yayılmış mezarlıklar bulunmuştur. Son Tunç-Erken Demir Çağ’ında yerleşim sistemi yeniden değişmiştir, tüm bölgede yüksek alanlarda ve ovaları-vadileri çevreleyen dağ eteklerinde çok sayıda kale ve mezarlık karşımıza çıkar. Assur kaynaklarında MÖ 13. yüzyıldan başlayarak Uruatri ve Nairi adlarıyla karşımız çıkan ve Urartu Krallığı öncesinde bölgeyi küçük coğrafi birimler çerçevesinde yöneten Erken Demir Çağ (pre-Urartu) beyleri ya da yerel krallıkları tarafından yoğun olarak kullanıldığı anlaşılan bu kale ve mezarlıklarda Orta Demir Çağ-Urartu Dönemi’ne ilişkin çanak çömleklere daha az sayıda olmak üzere rastlanmıştır. Bu durum, Urartu tarafından çok daha alçak alanlarda kurulan yeni kaleler dışında, eskinin yüksek yaylalarda ve dağ eteklerindeki yerel kalelerinin kullanımının hayvancılık ve yayla faaliyetleri nedeniyle devam etmesiyle açıklanabilir.
Süphan Dağı’nın batı eteğindeki yüksek yaylada yer alan kaleler ve mezarlıklar ile yerleşim kompleksleri makalenin konusunu oluşturur. Van Gölü Havzası yüzey araştırmamız çerçevesinde incelenen bu yüksek yayla ile onu çevreleyen Van Gölü ve Murat Vadisi-Muş Ovalarına bakan eteklerinde yer alan kale ve mezarlıklar oldukça fazladır. Yerleşim Kompleksleri bu alanlar içinde ayrıcalıklı konuma sahiptir. İlk Tunç Çağ-Kura Araxes dönemine ait birkaç parça çanak çömlek otlakların-yaylaların bu dönemde kısmen kullanılmış olduğunu gösterse de çok sayıdaki bulgu Orta Tunç ve Son Tunç-Erken Demir çağlarında yüksek yaylaların oldukça yoğun bir şekilde kullanıldığını gösterir. Orta Tunç Çağı’na ait yerleşim izine rastlanmamıştır, bu döneme ait yalnızca geniş alanlara yayılmış mezarlıklar bulunmuştur. Son Tunç-Erken Demir Çağ’ında yerleşim sistemi yeniden değişmiştir, tüm bölgede yüksek alanlarda ve ovaları-vadileri çevreleyen dağ eteklerinde çok sayıda kale ve mezarlık karşımıza çıkar. Assur kaynaklarında MÖ 13. yüzyıldan başlayarak Uruatri ve Nairi adlarıyla karşımız çıkan ve Urartu Krallığı öncesinde bölgeyi küçük coğrafi birimler çerçevesinde yöneten Erken Demir Çağ (pre-Urartu) beyleri ya da yerel krallıkları tarafından yoğun olarak kullanıldığı anlaşılan bu kale ve mezarlıklarda Orta Demir Çağ-Urartu Dönemi’ne ilişkin çanak çömleklere daha az sayıda olmak üzere rastlanmıştır. Bu durum, Urartu tarafından çok daha alçak alanlarda kurulan yeni kaleler dışında, eskinin yüksek yaylalarda ve dağ eteklerindeki yerel kalelerinin kullanımının hayvancılık ve yayla faaliyetleri nedeniyle devam etmesiyle açıklanabilir.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Arkeoloji
Kaynak
T Ü B A - A R: Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
0
Sayı
20